Youtube Nasıl Doğdu Ve Gelişti

Çekimleri Devam Eden Hızlı ve Öfkeli 8 Filminden Set Fotoğrafları

Bir Müslüm Gürses Şarkısı Kadar Etkili 10 Duvar Yazısı

Kuşların Gözünden 10 Harika Şehir Manzarası

Bizleri Mutsuzluğa Düşüren Tuzaklar

Blog 6 Aralık 2016
4.490

Hayatta attığımız her adım, mutluluğa ulaşmak veya onu sürdürmeye yöneliktir. Mutluluk dediğimiz şey ise bize hoşnutluğu, zevki ve hatta coşkuyu hissettiren, ifade etmesi güç bir kavramdır.

Yukarıda sayılanlara rağmen mutluluk hala tanımlaması güç bir duygu durumudur. Diğer yandan mutsuzluğu tanımlamak kolaydır, o duyguyu hissettiğinizde anlarsınız ve ne mutsuzluğun sizi ne zaman ele geçirdiğini fark edersiniz.

Mutluluğun yaşam koşullarıyla olan ilgisi sandığınızdan daha azdır. Illinois Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışmaya göre çok kazanan insanlar (yıllık 10 milyon dolardan fazla), kendileri için çalışan Ayşe ve Ahmetlere kıyasla sadece bir parça daha mutlu.

Mutluluğunuz, alışkanlıklarınız ve hayata bakışınız ile şekillendiği için yaşam koşullarının mutluluk üzerindeki etkisi oldukça azdır. California Üniversitesi’nden mutluluk üzerine çalışmalar yapan psikologlara göre genetik ve yaşam koşulları, bir insanın mutluluğun sadece %50’sinde söz sahibi. Gerisi de size kalmış!

Mutsuzluk ise sizi gafil avlayabilir. Mutluluğunuzun büyük kısmı zihinsel ve fiziksel alışkanlıklarınız ile belirlendiğinden bu alışkanlıklarınızı yakından gözlemleyip kontrol altına almalısınız ki kötü alışkanlıklar sizi uçurumun derinliklerine çekmesin.

Belirli alışkanlıklar, sizi daha çok mutsuzluğa sürükleyebilir. Bu tuzakları bir kere fark ettiniz mi onlardan kaçınmak oldukça kolaylaşır.

Duyguları içimize atmak. Duygusal zekâsı (EQ) yüksek insanların, duygularını sıkça bastırdığı söylense de bu yanlış bir düşüncedir. EQ seviyesi yüksek insanlar, bazı duyguların patlamasını gayri ihtiyari engellese de bu, duyguların bastırıldığı ve ifade edilmediği anlamına gelmez. Duygusal zekâ, duygularımızı olduğu gibi kabullenip onlara değer vermek anlamına gelir. Ancak o zaman, duygularınız, amaçlarınıza ulaşmanızda size yardımcı olur. Tam tersinin olmasını istemeyiz değil mi?

Teknoloji ile hissizleşmek.  Şimdilerde bir diziyi art arda, saatlerce izlemeyi veya eline Kindle alıp bir kitabın içinde kaybolmayı herkes hak eder. Buradaki gerçek sorun ise telefonla uğraşarak, televizyon izleyerek veya bilgisayar başında oturarak geçen sürenin uzunluğu. Kendinize şunu da sormalısınız: Bunu yapmak beni iyi mi yoksa sadece uyuşuk mu hissettiriyor? Kendi kendinize vakit geçirmek boş boş oyalanmaya dönüşmüşse eğer bu, azaltmanız gerektiğinin işaretidir. Her şeyin fazlası zarar tabii.

“Bir şeyler” almak için çok fazla zaman ve emek harcamak.  Bir şeylerin peşinde koşmayı alışkanlık haline getirdiğinizde mutsuz olma ihtimaliniz artar, çünkü amacınıza ulaştığınızda düştüğünüz boşluğun da ötesinde amacınıza bu denli odaklanmış olmanız etrafınızdaki gerçek mutluluk sağlayıcı unsurlardan mahrum bırakmıştır sizi: ailenizden, dostlarınızdan ve hobilerinizden. Yoksulluk içinde yaşayan insanlar, ekonomik durumları düzeldiğinde mutlulukları belirgin bir şekilde artsa da gelirleri yıllık 20.000 dolardan fazla olan insanlarda bu durumun gözlemlenmesi daha düşüktür. Maddiyatın sizi mutlu etmediğini kanıtlayan tonlarca araştırma vardır.

Geleceği beklemek. Kendine “… olduğu zaman mutlu olacağım.” demek edinebileceğiniz en kolay mutsuzluk alışkanlıklarından biridir. Cümlenin başına ne getirdiğinizin pek bir önemi yoktur (bir terfi olabilir, daha fazla maaş, belki de yeni bir ilişki) çünkü durumlara fazla önem yükler ve daha iyi bir durum her zaman daha fazla mutluluğa yol açmaz. Modunuza etkisinin olmadığı kanıtlanmış şeyleri bekleyerek vaktini boşa harcamayın. Bunun yerine hemen o an mutlu olmaya çabalayın, şimdiki zamanı değerlendirin, çünkü geleceğin bir garantisi yoktur.

 Değişime karşı koymak. Değişim hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır ve ona karşı koyanların bunu yapmaktaki başlıca sebebi kontrolü ellerinde bulundurmak konusundaki inatçılıklarıdır. Bu yaklaşımdaki sorun değişime karşı koymanın kontrolünüzü daha da sınırlamasında yatar, durumunuzu iyileştirmek için yapmanız gereken şeylerle aranıza bir duvar örer ve sizi aslında daha çok kısıtlar

En doğru olanı değişime hazırlıklı olmaktır. Bu bir tahmin oyunu değildir, bir sonraki aşamanın ne olduğu bilmenize gerek yoktur, onun yerine yapmanız gereken olası değişimleri hesaba katarak potansiyel sonuçlarına kendinizi hazırlamanızdır – böylelikle değişimin kendisine çok daha hazırlıklı olursunuz. İlk adım hayatta en güvendiğiniz, en stabil şeylerin bile tamamen kontrolünüzün altında olmadığını kabullenmektir. İnsanlar değişir, işler küçülüp büyür, en basitinden cisimler bile zamana karşı uzun süre dimdik duramaz. Kendinize değişime hazırlıklı olmayı öğrettiğinizde ve değişim durumunda seçeneklerinizi bildiğinizde, güçlü duygularla felç olmazsınız. Şok, sürpriz, korku ve umutsuzluk gibi duygular hazırlıklı olduğunuzda idare edilebilir boyutlara inerler. Değişimi kabullenerek mantıklı düşünmenin ve odaklanarak durumu kurtarmanın yolu açmış olursunuz.

Pesimizm. Mutsuzluğu pesimizm kadar besleyen bir şey yoktur. Pesimistik bir bakış açısının sorunu, modunuza yaptığı yıkıcı etki dışında, kendi kendini doğuran bir kehanete dönüşmesidir: kötü şeyler beklerseniz, kötü şeylerin olması daha olasıdır. Ne kadar mantıksız olduklarını anlayana kadar bu tür düşüncelerden zihnimizi arındırmak oldukça zordur. Kendinizi gerçeklere odaklanmaya zorlayın ve göreceksiniz ki hiçbir şey sandığınız kadar kötü değilmiş.

 Her şey hakkında haberdar olmaya çalışmak. Kıskançlık ve mutluluk asla bir arada barınamaz, yani kendinizi sürekli başkalarına kıyaslıyorsanız artık durmanızın zamanı geldi. Bunun üzerine yürütülen bir araştırmada çoğu kişi daha az para kazanmayı kabul edebileceklerini söylemişlerdir, ancak şartları herkesin daha az kazanmasıdır. Bu tür tehlikeli düşüncelere dikkat edin, mutlu olmanızı sağlamaz, çoğunlukla tersi bir etki yaparlar.

Gelişmemek. Mutsuz insanlar pesimistik bakış açıları ve kontrol eksiklikleri yüzünden oturup hayatın geçmesini beklerler. Kendilerine hedefler koyup, kendilerini eğitip, kendilerini geliştirmek yerine akıntıya uyum sağlayıp hiçbir şeyin neden değişmediğini merak eder dururlar. Bunun size olmasına izin vermeyin.

Evde oturmak. Mutsuz hissettiğinizde başka insanlardan kaçmak çekici gelebilir. Bu çok büyük bir hatadır çünkü sosyalleşmek, o an hoşunuza gitmese bile, modunuza inanılmaz iyi gelir. Sabah uyanınca yorganın altına kafamızı geçirip hiç çıkmak istemediğimiz günleri hepimiz yaşıyoruz, ama anlayın ki bunu bir alışkanlık haline getirdiğinizde modunuzu yok etmiş olursunuz. Mutsuzluğun sizi asosyal yaptığı anları fark edin ve kendinizi dışarı çıkmaya zorlayın, anında iyileşmeye başlayacaksınız

Özetlemek gerekirse

Alışkanlıklarınızı daha çok mutluluk adına değiştirmek kendinize yapabileceğiniz en iyi şeylerden birisidir. Ancak başka bir nedeni de vardır bu kadar önemli olmasının: mutluluğunuzu kontrol altına almak etrafınızdaki herkesi de daha çok mutlu eder.


Etiketler:
Reklamlar
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.